Wadjda (Vecide) inceleme

Wadjda

Wadjda (Vecide) birçok ilki ve mücadeleyi bünyesinde barındıran bir film. Üstelik hem filmin çekiliş hikayesi hem de içeriği hakkında bunu söylemek mümkün. Wadjda, film çekme konusunda da kadınlar konusunda da oldukça tutucu olan Suudi Arabistan’da çekilen ilk uzun metrajlı film, üstelik bir kadın tarafından.

Tahmin edersiniz ki bir kadının çektiği ilk film aynı zamanda. Bu başarı dünyanın dört bir yanından ödüllerle taçlandırılmış. Fakat bu ödüllerin tek sebebi bu imkansızlıklarla baş etmiş olması değil.

Wadjda

Künye

Wadjda, Suudi Arabistan’ın ilk kadın yönetmeni Hayfaa al-Mansour‘un ellerinden çıkma bir film. Hem senaryosunu yazıp hem yönettiği filmi tamamlaması, gerekli izinleri alabilmesinin uzun sürmesi, çoğunluğu erkek olan set çalışanlarıyla yalnızca telsizle iletişim kurabilmesi ya da filmi kapalı bir arabanın içerisinden yönetmek zorunda kalması gibi engeller nedeniyle 5 yıl sürmüş.

Wadjda; Waad Mohammed, Wadjda’nın annesi Reem Abdullah, babası Sultan Al Assaf tarafından canlandırılıyor. Waad Mohammed’in ilk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen oldukça başarılı.

Filmin en güzel yanı, yaşadığı dünyayı bir kız çocuğunun gözünden izlememiz. Filmde hiçbir şey göze sokulmadan olduğu haliyle anlatılmış. Suudi Arabistan gibi bir ülkede yaşayan herhangi bir kız çocuğunun yaşamından bir kesiti alıp koymuş izleyicinin önüne. Yönetmen de bir röportajında zaten amacının bu olduğunu söylüyor:

“Filmin bir slogan taşımasını ve çığlık atmasını istemediğime karar verdim, sadece insanların biraz gülüp ağlayabileceği bir hikaye yaratmak istedim.”

Wadjda Vecide anne

Wadjda konusu

Wadjda; mor bağcıklı ayakkabılarıyla, rozetli sırt çantasıyla, duvarına posterler asıp yazılar yazdığı odasında dinlediği yüksek sesli müziğiyle izlediğimiz sıradan bir kız çocuğudur. Onu bir film konusu yapacak kadar sıradanlığından uzaklaştıran tek şey, yaşadığı coğrafya. Yüksek sesle gülmesinin bile yasak olduğu bu coğrafyada Wadjda’nın tek istediği yeşil bir bisiklettir. Bisikleti alabilmek için bileklik örüp okulda satar. Fakat kızların bisiklete binmesi de diğer pek çok şey gibi yasaktır.

Wadjda’nın annesini de benzer nedenlerle filmde görüyoruz. O da yaşadığı coğrafyanın dışına çıkartıldığında sıradan bir kadındır. Zor bir doğum yaptığı için tekrar çocuk doğuramayacaktır ve bu durum ülkenin geleneklerine göre kocasının ikinci kez evlenmesini meşru kılmaktadır. Onun da tek istediği, kocasının erkek kardeşinin yakında yapılacak düğününde giyeceği gösterişli kırmızı elbisedir. Eğer o elbiseyle o düğüne gidebilirse diğer kadınlar onun güzelliğinden korkacak ve ona kuma olmak istemeyecektir.

Wadjda, bisikleti alabilmek için para biriktirir, annesi ise kırmızı elbiseyi alabilmek için. Yeşil bisiklet özgürlüğün ve erkeklerle eşit olmanın simgesidir. Kırmızı elbise ise aşkın ve terk edilme korkusunun.

Wadjda bileklik örerek ve ufak tefek üç kağıtlarla bisikletin parasını biriktiremeyeceğini anlayıp ümidini kesmişken okulda bir Kuran yarışması yapılacağı duyurulur. Yarışmanın para ödülü ise bisikletin fiyatından da fazladır. Yapılacak şey bellidir. Wadjda tüm gücüyle yarışmaya hazırlanmaya başlar, fakat bu onun için çok zordur çünkü insanların önünde konuşmaktan utanır ve öğrenme konusunda da pek başarılı değildir. O tüm gücüyle yarışmaya hazırlanırken annesi de tüm gücüyle düğün gününe hazırlanmaya çalışmaktadır.

İki kadının ülkelerinin geleneklerine karşı mücadelesi hiçbir abartıya yer verilmeden, yalnızca mücadele olarak ve küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılıyor. Kadınların mücadele ettiği yasakların ve geleneklerin okul müdürü gibi bir karakterle verilmesi erkeklere özgü bir sorundan ziyade bir sistem sorunu olduğunu anlatmakta başarılı bir seçim olmuş. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir çocuk için sıradan olacak şeylerin bazı yerlerde nasıl hayal edilemeyecek bir şey olduğunu Wadjda üzerinden, dünyanın pek çok yerinde bir ilişkiyi sürdürmeye yetebilen aşkın bazı yerlerde geleneklere üstün gelemediğini ise anne ve baba üzerinden izliyoruz.

Wadjda küçük yaşına rağmen sessiz protestolarıyla hayatına devam ediyor. Yüzünü örtmeyi reddediyor mesela. Ya da okul müdürü Converse yerine siyah ayakkabı giymesi gerektiğini söylediğinde Converse ayakkabılarını boya kalemleriyle siyaha boyuyor. Erkeklerle konuşmasının yasak olmasına rağmen bisikletçiyle arkadaş oluyor. Müzik yasak olmasına rağmen bağıra bağıra şarkı söylüyor. Normal bir çocuk olarak yaşamanın onun için mücadele anlamına geliyor olması onun suçu değil çünkü.

Total
0
Shares
Önceki
Star Wars Visions

Star Wars Visions tanıtım fragmanı yayımlandı

Sonraki
Patty Jenkis

Patty Jenkis, Star Wars Rogue Squadron filmi hakkında konuştu