Volver (2006) inceleme

Volver

İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar‘ın altıncı filmi olan Volver, ismini İspanyol flamenko şarkıcısı Estrella Morente’nin ünlü Volver isimli şarkısından alıyor. Volver, İspanyolca’da “geri dönüş” demek. Ülkemizde ise film, Dönüş olarak tanınıyor.

Volver, anneler ve kızları ile babalar ve kızları üzerinden çok bilindik kadın hikayeleri anlatıyor bizlere. Dünyanın neresinde olursa olsun birbirine çok benzeyen bu hikayeler üzerinde konuşulacak çok şey var. Ancak önce alışkanlık olduğu üzere filmimizin künyesine bir bakalım.

Volver 2006

Künye

Filmin altı kadın oyuncusu, 2006 yılında gerçekleşen Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı. Filmin kendisi de En İyi Senaryo ödülünü aldı, ayrıca yine aynı yıl içerisinde Oscar Akademi Ödülleri’ne de aday gösterildi.

Penélope Cruz, filmin isminin atıf yaptığı öze dönüşü Raimunda karakteriyle canlandırırken Carmen Maura, Raimunda ile Sole’un annesi Irene rolüyle hayata dönüş kısmını devralmış. Lola Dueñas yalnız, kederli ve ürkek bir kadın olan Sole karakterine, Chus Lampreave Paula Teyze karakterine, Blanca Portillo Agustina karakterine ve Yohana Cobo da Raimunda’nın kızı Paula karakterine can veriyor. Her biri ödüllerini hak ettiklerini düşündürse de Blanca Portillo’nun yeri ayrı. Agustina’nın yaşadığı her şeyin gerçek olduğunu hissettirdi, özellikle televizyon programı sahnesinde.

Filmin nadir erkek oyuncularından biri olan Raimunda’nın kocası Paco’yu Antonio de la Torre canlandırıyor. Ancak o da filmdeki diğer erkekler gibi bir süre sonra ortadan kayboluyor. Filmde erkek karakterler ortalıkta pek görünmüyor. Onları genellikle kadınların hayatına gerek bedensel gerek ruhsal olarak çökmüş kişiler olarak izliyoruz. Kadınlar onlardan kurtulduktan sonra ise dönüş başlıyor.

Volver 1

Volver konusu

Sole ve Raimunda, anne ve babalarını bir yangında kaybetmiş iki kız kardeştir. Sole’un kocası ortadan kaybolmuştur ve yaşadığı daireyi kuaföre çevirerek hayatını idame ettirmeyi başarmıştır. Raimunda ise kocası ve kızı ile birlikte yaşamakta ve evi geçindirebilmek adına bulabildiği her işte çalışmaktadır. Kocası sabahtan akşama kadar elinde bir kutu içki ile salondaki kanepede yayılıp televizyon izleyen bir adam olduğu halde, Raimunda ve kızının yaşamındaki kararları o almaktadır.

Film, iki kız kardeşin anne ve babalarının mezarını temizledikleri görüntüler ile başlar. Konuşmalarından anladığımıza göre, bu küçük İspanyol köyünde durmak bilmez rüzgar yüzünden bu tür yangınlar sık sık olmaktadır ve şenlikli mezar temizlikleri ise kadınların bir rutinidir. Kadınlar mezarlıkta değil de bir şenlikteymiş gibi davranırlar bu sahnelerde. Renkli ve neşelidirler. Mezarları temizleyenler kadınlardır, çünkü bu köyde erkekler kadınlardan önce ölmektedir.

Mezarlık sahnesinde olduğu gibi, filmin tamamında kadın karakterler baskın bir halde. Hikayesi olan pek çok kadın girip çıkıyor. Bunlardan biri de iki kız kardeşin anne babası öldüğü gün ortadan kaybolan annesini arayan Agustina. Agustina, Paula Teyze’nin komşusudur ve yalnız bir kadındır. Paula’ya elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışmaktadır. Kızlara yakın olmakla birlikte, annesinin kaybolması ile kızların ailesinin ölümü arasında bir bağ olduğundan şüphelenmektedir.

Mezarlık çıkışında ziyaret edilen teyzenin, yangında kardeşini kaybettikten sonra kafasının karışmış olduğunu ve her şeyi birbirine karıştırdığını görürüz. Buna rağmen mükemmel yemekler yapabilmekte ve anlaşılmaz bir biçimde hayatını idame ettirebilmektedir. Kızlara, bunları yapmasına annelerinin yardım ettiğini söylediğinde iki kız kardeş onu ciddiye almaz. Fakat ilerleyen sahnelerde bunun filmin sırlarından biri olduğunu görürüz.

Paula Teyze öldüğünde yıllar önce ölen anne aniden ortaya çıkar ve o ana kadar hızlı ve renkli bir tempoyla ilerleyen film bir anda yavaşlar ve bütün sırlar ortaya dökülür. Filmin en güzel sahnelerinden biri de annenin ortaya çıkmasından az önce yaşanır. Penélope Cruz’un özüne dönmeye karar vererek Volver’i söylediği bu sahneleri uzun süre unutamayacağınızdan eminim.

Film tam bir sisterhood filmi. Bir sahnede Agustina’nın Raimunda’ya: “Kirli çamaşırlarımızı kendi aramızda yıkamamız gerekiyor.” diyerek özetlediği gibi, filmdeki kadınlar birbirlerine destek oluyor, arkasını kolluyor ve kirlilerini yıkıyor. Erkekler ise görünmezler. Fakat tüm kadın hikayelerinde olduğu gibi, görünmedikleri zamanlarda bile kadınların hayatını etkilemeyi başarıyorlar.

Total
0
Shares
Önceki
Korku Sokağı 1. Kısım: 1994

Korku Sokağı 1. Kısım: 1994 yayımlandı

Sonraki
bilim kurgu

Mutlaka izlenmesi gereken 10 bilim kurgu dizisi