Thelma ve Louise (1999) inceleme

Thelma ve Louise

Thelma ve Louise, 1999 yılında yayımlanan bir kadın, yol ve suç filmi. Kadınların yol hikayelerinde yanlarında bir erkek olmadan ya da suç işlerken görmeye pek de alışkın değiliz. Filmi bu kadar özel yapan detaylar da tam olarak buradan doğuyor: önyargıları yıkmasından, kadınların ve erkeklerin yer değiştirmesinden ve bu zıtlıklarla oluşturulmuş enfes hikayesinden.

Louise ve Thelma

Künye

Yönetmenliğini Bıçak Sırtı, Allien, Gladyatör ve Hannibal gibi yapımlarıyla ses getiren Ridleyy Scott’ın üstlendiği filmin senaryosu Carolyn Ann Callie Khouri‘ye ait. Thelma ve Louise karakterlerini bir kadının yarattığı, filmin her karesindenn anlaşlıyor. Film, Khouri’ye En iyi Senaryo dalında Altın Küre ve En İyi Özgün Senaryo dalında Akademi Ödülü dahil birçok ödül kazandırmıştır. İlk filmiyle bu başarıyı yaklaması ise filmi bu kadar özel yapan detaylardan biri.

Oyuncu seçimi de oldukça başarılı olan filmde kocası tarafından sömürülen Thelma karakterini Geena Davis, aklı başında olan Louise karakterini Susan Sarandon, iki kadını zarar görmeden yakalamaya çalışan Dedektif Hal Slocumb karakterini Harvey Keitel, Louise’in erkek arkadaşı Jimmy Lonnex’u Micheal Madsen, Thelma’nın kocasını Christopher McDonald, yolda buldukları otostopçuyu ise Brad Pitt canlandırıyor. Her bir karakteri izlediğinizde başka bir oyuncunun canlandırmış olması halinde rolün bu kadar inandrıcı olmayacağını düşünüyorsunuz.

Filmi özel yapan en önemli noktalardan biri, senaryoda erkeklerin işleniş şekli. Khouri, sinemada kadınları görmeye alıştığımız konumlara erkekleri çok güzel yerleştiriyor. Bunda elbette feminist bir kadın olmasının rolü de oldukça büyük. Kadın karatkerlerin kocaları ya da sevgilileri olmak dışında bir fonksiyonu bulunmayan, kendi hikayeleri bulmayan erkekleri izliyoruz. Bahsettiğimiz roller sinemada genellikle kadınlara biçilmiştir, fakat hikayeyi etkileyen kişiler yine de erkekler. Kadın ne kadar güçlü olsa da eril dünya düzeni değişmedikçe kadının konumu da düzelmeyecektir.

Louise ve Thelma

Thelma ve Louis konusu

Rutin hayatından sıkılan Louise, yakın arkadaşı Thelma ile geçireceği bir hafta sonu tatili planlar. Tek istediği iki gün boyunca dinlenmektir. Fakat bu tatil, hayatı boyunca evinden hiç uzaklaşmamış olan Thelma için aynı anlama gelmiyordur.

Bütün hayatı evi ve kocası olan Thelma’nın, kocasından bir çocuk gibi korktuğunu gördüğümüz sahnelerden sonra yolculuk hazırlığı yaptığı sahnelerde dışarıdaki dünyadan da bir o kadar korktuğunu görürüz. Aynı hazırlık sahnelerinden, bu yolculuktan geri dönmeye çok da niyeti olmadığını ve değişmeye karar verdiğini de anlarız.

Henüz yolun başındayken bile Louise’i şaşırtacak kadar farklı davranmaktadır. Louise, dışarıda daha temkinli ve güçlüyken bu dünyayı hiç tanımamış Thelma ise coşkun ve neşelidir. Tıpkı bir çocuk gibi yaşadığı her andan keyif almaya ve herkese güvenmeye isteklidir. Daha ilk duraklarında karşılarına çıkacak bir erkek, bu durumdan faydalanmaya çalışacak ve Louise tarafından öldürülecektir.

“Ben artık geri dönemem Louise, o şekilde artık yaşayamam.”

Böylece bir hafta sonu tatili olarak başlayan yolculuk, bu andan itibaren bir kaçış hikayesine dönüşür. Çünkü Louise, yaşadıkları dünyanın nasıl bir yer olduğunun farkındadır. Erkeğin Thelma’ya tecavüz girişimini kimse umursamayacak hatta Thelma’yı aranmakla suçlayacaklardı. Savunma yaptıklarında ise kimseyi inandıramayacakları için yapabilecekleri en iyi şey kaçmaktır.

Bundan sonra da erilist dünyadan kaçmaya çalışan iki kadını izliyoruz. Fakat, kaçmak o kadar da kolay olmayacaktır. Bunu yolda kendinlerini sürekli sıkıştıran tır sürücüleriyle görüyoruz. Fakat Thelma ve Louise onlara hadlerini bildirmeye karar verir. Filmin en iyi sahnelerinden birisi olan kamyonu havaya uçurma sahnesinde ise başkaldırının alevleri göğe yükselir.

Filmi izlerken ister istemez şunu düşünüyorsunuz: İki erkek hafta sonu tatili yapmak isteseydi bunları yaşar mıydı? Evli olduğu kişiden “izin almak” ihtiyacı duyar ve bunu yaparken bu kadar korkar mıydı? Karşılarına çıkacak kadınlar hayatlarını bu kadar değiştirebilir miydi?

Total
0
Shares
Önceki
Falcon and The Winter Soldier

Yeni Kaptan Amerika’nın kaderi nasıl olacak?

Sonraki
Korku Sokağı 1. Kısım: 1994

Korku Sokağı 1. Kısım: 1994 yayımlandı