Sevgilimden Son Mektup – 2021 inceleme

Sevgilimden Son Mektup

Sevgilimden Son Mektup, aşk romanlarıyla dünya çapında ün kazanan İngiliz gazeteci – yazar Jojo Moyes‘in aynı isimli kitabından (The Last Letter from Your Lover) uyarlandı. Yazarın bu filmi de 2016 yılında farklı bir kitabından uyarlanan Senden Önce Ben (Me Before You)’de olduğu gibi yoğun bir romantizm içeriyor. 1965 ve günümüz arasında eş zamanlı yürüyen senaryosu nedeniyle dönem filmi kategorisinde de rahatlıkla değerlendirilecek olan film, 23 Temmuz 2021‘de Netflix üzerinden gösterime girdi.

Sevgilimden son mektup 1

Künye

Senaryo uyarlamasını Esta Spalding ile birlikte ödüllü bir tiyatro oyunu yazarı olan Nick Payne, yönetmenliğini ise 2018 yılında yönettiği Never Goin Back ile Americana Film Festivali’nde Genç Jüri Ödülü’nü, 2016 yılında yönettiği Minor Setback ile de Dallas Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü’nü almayı başaran Augustine Frizzell yaptı.

Perde arkasında oldukça başarılı isimler olan bu filmin başrollerini ise Felicity Jones (Ellie Haward), Callum Turner (Anthony O’Hare), Ncuti Gatwa (Nick), Shailene Woodley (Jennifer Stirling) ve Joe Alwyn (Lawrence Stirling) paylaşıyor. Jennifer Sterling’in yıllar sonraki halini canlandıran Diana Kent ve Antony O’Hare’nin yaşlanmış halini canlandıran Benjamin Cross da küçük fakat önemli rolleriyle filmde sahne alıyorlar.

Sevgilimden son mektup

Sevgilimden Son Mektup filminin hikayesi

Senaryonun günümüzdeki hikayesi Ellie Haworth isimli genç bir gazetecinin yaşamını anlatarak başlıyor. Duygusal bağ kurmak konusunda mesleğinde olduğu kadar başarılı olamayan Ellie, ikili ilişkilerinde sürekli sorunlar yaşıyor. Sonsuz aşka inanmadığı için kendisine evlenme konusunda baskı yapan sekiz yıllık sevgilisini terk etmiş ve günü birlik ilişkilerle vakit geçiriyor. Çevresindeki insanlara karşı kaba ve düşüncesiz olan Ellie, doğum günü partisinde yalnız bıraktığı iş arkadaşına kendisini affettirebilmek için onun yapması gereken bir işi üzerine almaya gönüllü oluyor. Böylece yakın zamanda hayatını kaybetmiş bir editör hakkında makale yazmasını gerektiren bu görev nedeniyle gazete arşivinde araştırma yapmak zorunda kalıyor.

Senaryonun altmışlı yıllardaki akışında ise Ellie’nin tam tersi bir karakterde olan güzel, akıllı ve kibar Jennifer Stirling’in yaşamı hikaye ediliyor. Ünlü bir iş insanı olan kocasıyla mutlu bir evliliği olan Jennifer, yakın zamanda geçirdiği trafik kazası nedeniyle hafızasını kaybetmiş. Sevgi dolu kocası, konforlu evi ve eğlenceli arkadaşları ile hayatı mükemmel gibi görünse de Jennifer içten içe bir eksiklik olduğunu biliyor. Ruhundaki yaranın kaza nedeniyle yüzünde oluşan yaradan daha derin olduğunu hisseden Jennifer, zihnindeki boşlukları doldurmaya çabalıyor. Sonunda tesadüfen bulduğu bir mektupla bazı şeylerin kendisine anlatılmış olan kurguya uymadığını fark ediyor.

Hikaye tekrar günümüze döndüğünde Ellie de arşivdeki araştırmasında bir aşk mektubu buluyor. Ellie’nin bulduğu bu mektup senaryonun 1965 akışını altı ay geriye taşıyarak hikayeyi bir aşkın başlangıcına, mektubun yazıldığı günlere döndürüyor.

Altı ay geriden başlayan ikinci zaman akışında Jennifer Stirling, zengin ve ünlü kocasının yaşamını tamamlayan bir süs bebeği olarak giriyor bu kez hikayeye. Kocasının iş görüşmeleri için gittikleri Fransa’da onun randevularını ve toplantılarını düzenliyor. Yanında durup gülümsüyor. Kocasının misafirlerine refakat ediyor. Bir konuda fikrini söylemeye çalıştığı her seferinde ise kocası tarafından susturuluyor. Filmin 60’lı yıllara ilk dönüşündeki evlilikten oldukça farklı görünen bu evlilikte kocasının bencilliği ve Jennifer’in mutsuzluğu net olarak anlaşılabiliyor. Bay Sterling ile röportaj yapmak üzere otele gelen ekonomi yazarı Anthony O’Hare ile ilgilenmek zorunda kalmasıyla Jennifer’in hayatının akışı değişiyor.

Anthony başlangıçta, Stirling ailesinin yaşam tarzından hoşlanmadığı ve Bay Stirling’in çevresindeki herkesi kullandığını düşündüğü için onun uydusu olarak gördüğü Jennifer ile alay ediyor fakat onu tanıdıkça beklemediği kadar aşık oluyor.

Jennifer ailesinin ondan beklediği her şeyi yapmış bir kadın. İyi okullarda okumuş. Nazik ve becerikli bir kadın olmuş. Babasının iş arkadaşının oğluyla ailesinin beklediği evliliği yapmış ve hayatını olduğu haliyle kabul etmiş ancak Anthony ile geçirdiği vakitler ona hiç tanımadığı dünyaların ve duyguların kapısını açıyor. Jennifer geçmişindeki ilişkileri nedeniyle bu adama güvenmese de onunla birlikte olmaya devam ediyor.

Anthony ve Jennifer’in 1960’lardaki bu aşkına senkronize olarak günümüzde de Ellie ve Nick birbirilerine yakınlaşıyorlar. Farklı iki zamanda aynı mektupların birbirine bağladığı bu çiftlerden Anthony ve Jennifer’in, Ellie ve Nick’ten haberi bile olmasa da Ellie ve Nick onları bulmayı ve bu aşk hikayesinin nasıl bittiğini öğrenmeyi akıllarına koyuyor.

Filmin fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz.

Total
0
Shares
Önceki
Clifford the Big Red Dog
mm

Clifford the Big Red Dog filminin gösterime gireceği tarih hakkında yapılan açıklamalar