Ayla

Gerçek hayat hikayelerinden uyarlanmış 3 film

Son güncelleme:

İlgili resim

1. The Imitation Game: Enigma

Enigma, ABD yapımı uyarlama bir sinema filmidir. 2014 yapımı olan filmde başrolleri Benedict Cumberbatch ve Keira Knightley paylaşırken filmin yönetmenliğini Morten Tyldum üstlenmektedir.

II. Dünya Savaşı, Nazi Almanya’sının hâkimiyetinde birden çok cephede devam etmektedir. İngiliz istihbaratı tüm yoğun çabalarına ve yüzlerce kişiyi çalıştırmasına rağmen Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmeyi başaramamıştır. Almanların çok gizli bir biçimde şifrelediği bu yazışmalar, İngilizlere ve müttefiklerine çok ağır kayıplara mal olmuştur. Çözüm olarak İngiliz hükümeti, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar. Bu isimlerden biri de farklı çalışmalarıyla tanınan ve kendi yöntemlerinden ödün vermeyen genç profesör Alan Turing’dir. Turing’in ekibe katılması dengeleri alt üst edecek ama o güne kadar hiç denememiş büyük çaplı bir girişimin de kapısını aralayacaktır.

Öznel yorumumu katmam gerekirse biyografik filmler, etkileyici senaryo ve doğru kurgu ile her daim seyirci üzerinde iyi bir izlenim bırakmış ve başarıyla ulaşmıştır. Bu film de başarılı bir biyografik dram örneği.

Zaten konusu, kurgusuyla yeterince sürükleyici olan film, tanıdık yüzlerle sizi daha çok kendine çekecek. Filmde Sherlock‘tan tanıdığımız Benedict Cumberbatch, Game of Thrones dizisindeki Tywin Lannister rolüyle bilinen Charles Dance, 2005 yapım Aşk ve Gurur filminin ve Karayip Korsanları serisinin tanıdık yüzü Keira Knightley,  son zamanların popüler Netflix dizisi The End of the F***ing World’den Alex Lawther  ve daha birçok başarılı oyuncu da yer alıyor.

 

 

2. Titanic

İlgili resim

Gerçek hayattan kurgu denilince akla ilk gelenlerden olan Titanic, James Cameron’ın yönetmenlik, senaristlik, ortak yapımcılık ve ortak kurgu yönetmenliğini yaptığı, 1997 yılı Amerikan yapımı, epik-romantik filmdir.

Film insan elinden çıkmış en büyük ve en gösterişli yüzen araç olan Titanic’in yola çıkmasından itibaren gelişen olayları ele alıyor. Batmaz, sarsılmaz denilen bu bu büyük lüks gemide yolculuk yapmak insanlar için muhteşem bir rüyaydı fakat bu büyük rüya 4,5 gün sürüyor, anısı ise bir sonraki yüzyıla bile taşınacak türden kabusa dönüşüyor. İşte bugün bile heyecan uyandıran bu acı ancak bir o kadar da sinematografik felaket hikayesini bu kez James Cameron’un yönetiminde ve sinema tarihinin gördüğü en büyük bütçeyle gerçekleştirilmiş son versiyonuyla izliyoruz. Geminin ilk ve son yolculuğuyla örtüşen, kısa soluklu ama ölümsüz bir aşk öyküsüne yer veren Cameron, Titanic kadar büyük bir aşk öyküsü merkez alarak, bu bildik felaketi farklı bir tarzda anlatmak istemiş. 1998’de 14 dalda Oscar adayı olan Titanic, dünyaca büyük bir felaket olan Titanic  sinemada da felaket etkisi yaratmıştır.

Harika detayları olan filmde beni en çok şaşırtan gerçek gemi batarken çalmaya devam eden müzisyenlerin  gerçekte de insanları sakinleştirmek için gemi batana kadar çalmış olmalarıydı.

 

3. Ayla

İlgili resim

Ayla, yönetmenliğini Can Ulkay’ın, senaristliğini ise Yiğit Güralp’in gerçekleştirdiği 2017 çıkışlı Türkiye ve Güney Kore ortak yapımı sinema filmidir.

1950 yılında Kore’ye gitmiş, 25 yaşında bir Türk genci Süleyman, Çinlilere karşı verdikleri mücadele esnasında küçük bir kıza rastlar. Karla kaplı alanda soğukta büzülmüş bir halde bulduğu küçük kızın gidecek hiçbir yeri olmadığını öğrenir. Kimsesizdir çünkü anne ve babası Çinliler tarafından öldürülmüştür. Türk askeri, bu sevimli kıza Ayla ismini verir. Ayla, çok geçmeden Türk askerlerinin bulunduğu ortama alışır. Süleyman savaş sürerken tam bir buçuk yıl boyunca Ayla’yı yanından ayırmaz ve ona babalık yapar. Birbirlerine iyice alışırlar; lakin bu baba-kız ilişkisi sonlanmak zorunda kalacaktır. Ülkeden ayrılma vakti geldiğinde, Süleyman kızı olarak benimsediği Ayla’yı yanında götürmek ister, ama şartlar izin vermez. Elden çare gelmeyince Ayla’yı bir yetimhane okuluna bırakmak zorunda kalır ve baba-kız istemeyerek de olsa ayrılır. Ayla bir kez daha ailesini kaybeder o gün ve aradan 60 yıl geçer. O Türk askeri, 85 yaşına geldiğinde, bu küçük kızın nerede olduğunu, yaşayıp yaşamadığını öğrenmek ister.

Süleyman ve Ayla’nın hüzünlü hikayesini anlatan  film, zamansız, mekansız, dil-din ve ırk tanımadan vicdanın nasıl da gerçek bir sevgiyle insanları buluşturabileceğini ve savaşa rağmen gerçek insanlığın nasıl da birleştirici olabileceğini Türk insanının güçlü gönlü ve ruhunu yansıtan bir gözle anlatıyor.

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
hekimoğlu
Hekimoğlu 45. bölüm 3. fragmanı yayımlandı